Dolaptan Atölyeye Kosmos
- Selin Esen Dostoğlu
- 21 Tem 2020
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Mar 2023

Tayfun Erdoğmuş, Natura XXXIX, 2015,
Tual üzerine kurutulmuş yapraklar, kimyasal solüsyonlar ve akrilik, 22x31 cm
Toplamak, biriktirmek, saklamak… Wunderkammer Türkçeye en yakın çevirisi Tuhaf Şeyler Dolabı. 16 yüzyıldan itibaren Avrupa’da ortaya çıkan bu dolaplar endemik bitkilerden, müzik aletlerine, sanat eserlerinden ejderha kanına kadar her şeyin saklandığı hazinelere yer verir. Anatomi tiyatroları, botanik bahçeleri ve Wunderkammer’lar bilimsel veri arayışının önemli araçlarıdır. Modern müzeciliğin başlangıcı olarak kabul edilen bu dolaplar sanat eserleri, doğa harikaları, egzotik şeyler, bilim araçları ve doğaüstü objeler olmak üzere beş ana bölümden oluşur. Botanik, anatomi bilimlerinin gelişmesinde büyük rol oynamış ve bu dolaplara sahip kişiler ve enstitülülere büyük prestij kazandırmışlardır. Benim Wunderkammer’ları keşfim Hollanda’nın Leiden kentinde yüksek lisansımı yaparken gerçekleşti.
Tayfun Erdoğmuş’un eserleri de bana bu dolapları kendisini hatırlatır. İçindekiler kadar değerli olan bu dolaplar sahipleri tarafından dönemin en usta zanaatkarlarına sipariş edilerek üretilir. Tayfun Erdoğmuş’un büyük bir titizlikle doğadan topladığı bitkileri atölyesinde türlerine ayırarak büyük defterlerin yaprakları arasında kurutur. Bir doğa bilimi laboratuvarını anımsatan atölyesinde kuruttuğu yaprakları ve çiçekleri itina ile yüzeye işler ve gene bir bilim adamı gibi ürettiği solüsyonları katmanlar halinde bu kurutulmuş çiçeklere uygulayarak yarattığı kimyasal etkileşim sonucunda eser yeni bir imge halini alır.
Tayfun Erdoğmuş’un kullandığı çiçekler ve yapraklar Wunderkammer’ların içinde bulunan kurutulmuş bitkiler gibi ait oldukları ortamlardan koparılmış ve yeni anlamlar atfedilmiş parçalar olur. Bu bitkiler Tayfun Erdoğmuş’un hazırladığı kompozisyonlarla yeni bir imgeye döner. Nazlı Gürlek Erdoğmuş’un eserlerini şu şekilde anlatır: “Erdoğmuş’un kurutulmuş yaprak, çiçek ve diğer bitkilerle oluşturduğu soyut kompozisyonlar, hiç bir hikaye betimlemez ve hiç bir cismi temsil etmezler. Bu anlamda, tamamen soyutturlar. Soyut resimden farkları ise, boya yerine doğadan toplanmış malzemelerle yapılıyor oluşlarıdır. Erdoğmuş’un topladığı bitkiler, geldikleri doğal ve kültürel bağlamdan soyutlanmış vaziyette (yani o veya bu ağacın bitkisi olduğu için veya o veya bu kültür yada mitolojide bu anlama geldiği için değil), salt soyut şekiller olarak kompozisyonda yerlerini alırlar.”

"Musei Wormiani Historia"
Ole Worm'ün Wunderkammer'inin çizimi
Wunderkammer’ların oluşturulmasının nedenlerinden biri de Vanitas kavramıdır. Vanitas hayatın gelip geçiciliğini, ölümü ve insanın ölümlüğünü hatırlatan bir kavramdır. Özelikle 16. ve 17. yüzyıl resimlerinde çeşitli sembollerle bu kavram resme bakana hatırlatılır. Müzik aletleri, kuru kafa, vazodaki çiçekler gibi semboller üzerinden vurgulanan vanitas sembolleri Wunderkammer’larında içinde de bulunurlar. Dolapların içinde aynı zamanda zehirlenmelere karşı gelen ve ölüme engel olduğuna inanılan tek boynuzlu atın boynuzundan bir parça gibi objeler de bulunmaktadır. Wunderkammer’lar bir anlamda kozmosun küçültülmüş halidir. Ölüm ve yaşamı bir arada barındırırlar. Tayfun Erdoğmuş’un kurutulmuş yaprakları geçirdiği kimyasal evrelerden sonra kağıdın üstüne bir fosil görünümü kazanır. Zaman durur, bu bitkiler ne büyüyebilir ne de sorabilir. Çiçekler ölmüştür fakat kurutuldukları halinde muhafaza edilmişlerdir. Bu nedenle çürüyüp ortadan kaybolamazlar. Tayfun Erdoğmuş’un natürmort malzemelerle yaratmış olduğu eserleri de bize yaşan ve ölümün birbirine ne kadar yakın olduğunu hatırlatacak mikro bir kozmos sunar.
Nazlı Gürlek, “Sıfır Noktası: Tayfun Erdoğmuş’un resimlerinin olduğu ve olmadığı şeyler üzerine notlar”, 2015, Galeri Nev İstanbul
Bu Yazı Galeri Nev İstanbul'un Güncel yayınının 11. Sayısında yayınlanmıştır. Güncel'in 11. sayısını okumak için tıklayınız.






Yorumlar