top of page

Nisan'da Neler Okudum

  • Selin Esen Dostoğlu
  • 11 May 2022
  • 3 dakikada okunur

Uzun zamandır yazacak bir konu bulmakta ve yeni bir yazı yayınlamakta zorlanıyorum... Bunun nedeni hem yazmak için zaman bulamamak hem de yazma konusunda kendimi sıkışmış hissetmemden kaynaklanıyor. Bu dönemde her zaman olduğu gibi bir şeyler okumaya devam ettim. Okumak, benim için, bu sıkışmışlık hissini bir nebze olsa da azaltıyor. Özellikle bir yerden bir yere giderken en çok sevdiğim şey kitap okumak. Hatta başka türlü bir yolculuk tahammül edilemez gibi geliyor. Aldığım mesajlar doğrultusunda her ay okuduğum kitapları ve o kitaplarla ilgili düşüncelerimi içeren bir seri hazırlayacağım. Biraz geç olsada Nisan ayında okuduğum kitaplar:


Piranesi - Susanna Clarke



ree

Piranesi uzun zamandır okuma listemde yer alıyordu. Susanna Clarke’ın 2020 yılında yayınlanan fantastik romanı, 2021’de Kadın Kurgu Ödülü’nü kazanandı. Romanın baş kahramanı ismini 18. yüzyılda İtalya’da yaşamış arkeolog, mimar ve gravür ustası Giovanni Battista Piranesi’den alıyor. Kitap tarihi bir hikayeden oluşmuyor. Kitabın konusu ise binlerce salonu bulunan bir evde yaşayan adamın gizemli hayat öyküsü. Piranesi’nin neden, nasıl ve ne zaman bu eve geldiğini bilmiyoruz. Hayal ve gerçek arasında gidip gelen bir hikaye örgüsü içinde Piranesi’nin hayatına şahit oluyoruz. Söylemeliyim ki kitabın ilk 70 sayfası ev ve bu evin mimarisiyle ilgili. Evin mimarisini anlamaya çalışmak gerçekten kafa karıştırıcı. Kitabı okumaya başlamadan önce okuduğum bütün yorumlarda da bu yazıyordu. Clark’ın labirent gibi olan evi tasvir ettiği sayfalarda gerçekten zorlandım. Biraz sabır isteyen bir roman. Fakat hem Clarke’ın diline hem de evin genel düşüncesine hakim olduktan sonra gerçekten keyif alarak okuduğum bir hikaye oldu.


Crying in H Mart - Michelle Zauner


ree

Bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Henüz Türkçe çevirisi olmayan Crying in H Mart (H Mart’ta Ağlamak) Michelle Zauner’ın biyografisi. Zauner’in Kore mutfağı ve kültüründen faydalanarak annesinin ölümüyle nasıl başa çıkışını anlatan espirili ama bir o kadar da üzücü hayat hikayesi. H Mart Amerika’da bulunan bir Kore marketleri zinciri ve Zauner’ın annesiyle ziyaret ettiği bir market. Kitap adını Zauner’in annesinin ölümünden sonra bu markete giditmesini ve birden ağlama krizine girmesi hikayesinden alıyor. Zauner’in çocukluğundan itibaren annesiyle olan ilişkisini anlattığı bu ilk kitabında her anne kız ilişkisinden bir parça var. Kitap size anne kız ilişkisini anlatırken aynı zamanda da Kore kültürü ve mutfağı ile ilgili birçok bilgi veriyor. Biyografi ve yemek kitabı okumayı seven biri olarak bu kitap hem kendine özgünlüğü, yer yer gülümseten ve yer yer gözlerimi dolduran hikayesiyle hem de Kore yemeklerini tanıtması ve yer yer tarifler paylaşmasıyla tavsiye edeceğim kitaplar arasında yer alıyor.


Doğa Tarihi - Hakan Bıçakcı


ree

Hakan Bıçakçı’nın daha önce Uyku Sersemi isimli romanını okumuştum ve hoşuma da gitmişti. Doğa Tarih’i için ise aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hakan Bıçakcı’nın 2014 yılında yayınlanan Doğa Tarihi romanı bir plazada çalışan “akıllı evlerin” olduğu bir sitede annesiyle yaşayan, AVM’de alışveriş yapmak dışında bir hobisi olmayan Doğa’nın hikayesini anlatıyor. Benim bu romanla ilgili eleştirim sokakta her gün görebileceğimiz bu karakteri anlatırken Bıçakçı’nın hayal gücünden hiç bir parça göremememiz… Gerek metaforları gerek olay örgüsü olarak Doğa’nın banel hayatını çok tahmin edilebilir bir dilde anlatılmış. Kitabı bitirdiğimde kitaba karşı nötr duygular içinde kaldım.







Dinlenme ve Rahatlama Yılım - Ottessa Moshfegh


ree

Karantina döneminde sıklıkla karşıma çıkan bu romanın İngilizcesini almayı düşünüyordum. Nisan ayı sonlarını doğru İthaki Yayınları’ndan Türkçesinin çıktığını gördüğüm anda soluğu en yakın kitapçıda aldım. Ottessa Moshfegh’in ikinci romanı olan Dinlenme ve Rahatlama Yılım, 11 Eylül 2000 öncesi New York’ta sanat galerisinde çalışan, anne ve babasının ölümünden sonra kalan mirasla geçinme gayesi olmayan genç, güzel ve iyi eğitimli bir kızın bunalımlı hayatını konu alıyor. Moshfegh’in sivri dil, yer yer komik anlatımları, yine sokakta karşılaşabileceğimiz türden bir kadının hayat hikayesini anlatma biçimiyle Hakan Bıçakcı’da bulamadım anlatımıyla beni fazlasıyla tatmin etti. Yatıştırıcı ilaçlar yardımıyla bir yıl boyunca uyursa bir anka kuşu gibi tekrardan doğacağına ve bütün sorunlarının geride kalacağına inanan bu genç kızın hayatı sizi boğmaktansa harekete geçirme çağrısında bulunuyor. Ana karakterin nasıl bu hale geldiğini görmek ve onun psikolojine dalmak kitabı elinizden bırakamamanıza sebep oluyor.


Moda Praksisi - Otto von Busch


ree

Bu kitap hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki… Postane İstanbul’un dükkanında görüp ilgimi çeken Moda Praksisi, Hannah Arendt’in görüşleri üzerinden moda üzerine düşüncelere yer veriyor. Özellikle moda ve modada şiddet kavramlarının hem toplumsal hem de bireysel düzeyde inceliyor. Sürdürülebilirlik ve etik moda anlayışına da değinen bu kitabı kesinlikle tekrar tekrar okuyacağım. Hatta bu kitabın detaylı bir incelemesini yapmak istiyorum.












Çerçeve - Rachel Cusk


ree

Mayıs ayıyla beraber Rachel Cusk’un Çerçeve isimli ilk romanına başladım. Bu romanda İngilizce okuma listemde uzun zamandır vardı. YKY Türkçeye çevrildiğinden yakın zamanda haberim oldu ve Cusk’un bütün romanlarını satın aldım. Sanırım bu ay sadece onun romanlarını okuyacağım:) Henüz kitabın ortalarında olmama rağmen beğendiğimi söyleyebilirim. Kitap orta yaşarına yakın, boşanmış bir yazarın Atina’ya yaratıcı yazarlık dersi vermeye gitmesi ve bu seyahat süresince olan “karşılamalarını” konu alıyor. okuduğum kadarıyla karakter incelemeleri derin ve akıcı bir kitap. Kitapla ilgili düşüncelerimi Mayıs Ayı Kitapları bölümünde paylaşacağım.








Okuduğum kitaplar ve okuma listem hakkında bilgi almak isterseniz Goodreads hesabımı takip edebilirsiniz.


Goodreads: Selin Esen

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Site Name. Powered and secured by Wix

bottom of page