top of page

Paltoya Övgü...

  • Selin Esen Dostoğlu
  • 24 Oca 2021
  • 2 dakikada okunur

Uzun zamandır bir paylaşım yapmıyorum. Açıkçası uzun zamandır yazacak bir konu bulmakta zorlanıyorum. Bulsam bile oturup yazacak hevesi kendimde bulamıyorum. Bütün zamanımın evde geçtiği bu günlerde iş dışında bilgisayar önünde zaman geçirmek hiç istemiyorum.


Bugün 17 Ocak, Pazar ve bir şeyler yazmak için eski yöntemlerime geri dönmeye karar verdim. Bu postu öncelikle defterime yazıp sonrasında sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Yüksek lisans tezimin de tamamını bu şekilde yazmıştım ve benim için kağıt kalem kullanarak yazmak en büyük ilham kaynağı. Bu yöntem bu sefer de işe yararsa size tekrardan haber vereceğim.


​İstanbul’da bu hafta sonu uzun zamandır yağmadığı kadar çok kar yağdı. Havanın bu kadar soğuk olması da bana dolabımda en çok değer verdiğim parçalardan biri olan mantomun hikayesini anlatma isteğini verdi.



ree

Uzun zamandır vintage kıyafet biriktiriyorum. Bu koleksiyonumun çoğunluğu da babaannem, anneanne ve büyük teyzemden (anneannemin kardeşi) geliyor. Hayatımı çok derinden etkileyen bu üç kadın da birbirlerinden farklı tarzlardaki kıyafetlerini bugüne kadar çok iyi muhafaza etmişler. Onları ziyaret ettiğimde yapmayı en sevdiğim şey onların dolaplarının içinde kaybolmak. Hala o dolaplardan yeni parçalar bulabiliyor olmama şaşırıyorum.


​Özellikle büyük teyzemin dolabı benim için bir cennet. Büyük teyzemin adı Ruhsar. Kendisi 1960’lı yıllarda İzmit’te Kız Meslek Lisesi’nde dikiş öğretmenliği yapmış. İşi gereği dikiş yeteneği harika (benim çocukluk kıyafetlerimin bir çoğunu da o dikmiştir ve hala saklıyorum). Ama tasarladığı ve diktiği kıyafetler yaşadığı dönemin çok ilerisinde. Kendisi o zaman New York’ta bir moda okuluna burslu olarak kabul ediliyor fakat ailevi nedenlerden dolayı gidemiyor.


Bugün konuşmak istediğim manto da ona ait. 1980’li yıllarda bir Avrupa seyahatine çıkıyor ve yanında annemi de götürüyor. Bu mantoyu da o seyahat sırasında Londra’da bir mağazada görüyor. İlk gördüğünde fiyatı çok yüksek olduğundan almaktan vazgeçiyor. Bir süre sonra dükkanın indirime girdiğini görüyor. Yolu ne zaman dükkanın önünden geçse dükkana giriyor ve mantoyu soruyor. Manto hep orada, sanki onu bekliyormuş gibi... Londra’dan ayrılmadan önceki gün tekrar dükkana giriyor ve bu sefer mantoyu satın alıyor.


Bundan beş yıl önce annem bu mantoyu evimize getirdi. Büyük teyze mantoyu artık giymediğini ve annemle benim giyebileceğimizi söylemiş. Mantoyu ilk gördüğümde ona aşık oldum. Uzun zaman benimle olacağını hatta çocuklarıma bırakabileceğimi bile düşündüm. Siyah, gri ve hardal renkleri ve kareli deseniyle neredeyse bütün kıyafetlerimle giyebiliyorum. Aynı zamanda etek boyu uzunluğu da bu soğuk günlerde beni sıcacık tutuyor. Ama sanırım benim için bu kadar değerli olmasının nedeni büyük teyzeden bana kalmış olması.



ree

Düşününce bu postu yazmamım büyük sebebi büyük teyzem. Bu hayattaki duruşumu en çok etkilemiş insanlardan biri. Kendisi şu an 97 yaşında. Hala hayatından parçaları mutlulukla anlatacak bir durumda. Bu manto hikayesinin, onun hikayelerini anlatmam için bir başlangıç olmasını istiyorum.


Sizin hayatınızda önem atfettiğiniz parçalar oldu mu? Sizin rol modelleriniz kimler? Yorum yazarak veya mail atarak bana anlatabilirsiniz :)


Sevgiler,

​Selin

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Site Name. Powered and secured by Wix

bottom of page